Deutschlernerblog A2 B1

 0    54 flashcards    Thomas49
download mp3 print play test yourself
 
Question
Answer

ich gehe nach Hause. es ist dunkel geworden
start learning
Ben eve gidiyorum. karanlık oldu

Da er den Schlüssel vergaß, ist er gestern 5 km gelaufen.
start learning
Anahtarı unuttuğu için dün 5 km yürüdü.

mein Nachbar hat uns auf seiner Feier eingeladen
start learning
komşum bizi partisine davet etti

An unserem Kurs haben 20 Personen teilgenommen.
start learning
Kursumuza 20 kişi katıldı.

der Film hat mir nicht gefallen
start learning
Filmi beğenmedim

wir wohnen nicht mehr in dieser Straße. Wir sind vor 3 Monaten umgezogen
start learning
Artık bu sokakta yaşamıyoruz. 3 ay önce taşındık

Ich bin sehr traurig, weil mein Großvater letzte Woche gestorben ist.
start learning
Geçen hafta büyük babam öldüğünden dolayı çok üzgünüm

ich habe mein Buch nicht dabei, weil ich mein Buch zu Hause vergessen habe.
start learning
Kitabım yanımda yok çünkü kitabımı evde unuttum.

da es kalt war, hat er das Fenster geschlossen.
start learning
soğuk olduğu için pencereyi kapattı.

er hat uns etwas zu Trinken angeboten
start learning
Bize içecek bir şeyler teklif etti

Nach dem Frühstück habe ich mir meine Hose und meinen Pullover angezogen
start learning
Kahvaltıdan sonra pantolonumu ve süveterimi giydim

der Arzt hat mir ein Medikament verschrieben
start learning
doktor bana ilaç yazdı

Weil ich mein Handy nicht aufgeladen habe, ist der Akku jetzt leer.
start learning
Telefonumu şarj etmediğim için pil artık boş.

ich kann die Tür nicht aufschließen, weil ich meinen Schlüssel verloren habe.
start learning
Kapıyı açamıyorum çünkü anahtarımı kaybettim.

er hat ihnen ein kleines Geschenk mitgebracht
start learning
Onlara küçük bir hediye getirdi.

wir sind in die falsche Bushaltestelle ausgestiegen
start learning
yanlış otobüs durağında inmiştik

Nach über 10 Jahren haben wir uns wiedergesehen, aber sie sieht heute ganz anders aus und ich habe sie nicht sofort erkannt.
start learning
10 yılı aşkın bir süre sonra tekrar tanıştık, ama bugün çok farklı görünüyor ve onu hemen tanıyamadım (çıkartamadım)

Ich hätte fast das Auto getroffen.
start learning
Neredeyse arabaya çarpacaktım

Ich bin in einem kleinen Dorf auf dem Land aufgewachsen. Dort habe ich von zwei bis fünf Jahre gelebt.
start learning
Kırsal alanda küçük bir köyde büyüdüm. Orada iki ila beş yıl yaşadım.

er hat mich um meine Hilfe gebeten. / Sie bat mich um meine Hilfe.
start learning
O yardımımı istedi.

er hat mir geholfen. / Er hat mich gebeten.
start learning
o bana yardım etti. O benden rica etti

im Urlaub haben wir viel Geld ausgegeben und deshalb müssen wir jetzt sparen
start learning
Tatilde çok para harcadık ve bu yüzden şimdi tasarruf etmeliyiz

Hat deine Lieblingsmannschaft das Spiel gewonnen oder verloren?
start learning
En sevdiğin takım oyunu kazandı mı yoksa kayıp mı etti?

Früher habe ich viel mehr Sport getrieben.
start learning
Ben geçmişte (eskiden) çok daha fazla spor yapardım.

Das Kind darf einen Film nicht sehen, weil seine Eltern es verboten haben.
start learning
ebeveynleri yasakladığı için çocuğun film seyretmesine izin verilmiyor

Wir sind versehentlich links abgebogen. Deshalb haben wir uns wahrscheinlich verfahren.
start learning
Yanlışlıkla sola döndük. Bu yüzden muhtemelen kaybolduk.

Obwohl man hier früher parken durfte, ist es jetzt aber verboten.
start learning
Daha önce buraya park edilmesine izin verilmesine rağmen, şimdi yasaklandı.

Weil ich nicht sicher war, musste ich nachdenken
start learning
Emin olmadığım için düşünmek zorundaydım

Gestern hatte er eine schwierige Prüfung geschrieben, bevor er uns gekommen ist.
start learning
Dün bize gelmeden önce zor bir sınava girdi.

wir haben viel zu tun, deshalb sollten alle Aufgaben verteilen. Wer übernimmt welche Aufgabe?
start learning
Yapacak çok şeyimiz var, bu yüzden tüm görevler dağıtılmalı (görev dağılımı yapılmalı). Kim hangi görevi üstlenir?

Hast du es schon wieder vergessen? Versprichst Du mir bitte, dass du das nächste Mal nicht vergisst?
start learning
Yine mi unuttun? Bir dahaki sefere unutmayacağına söz verir misin?

in der Weihnachtszeit nimmt er immer mindestens zwei Kilos zu
start learning
Noel sezonunda her zaman en az iki kilo alır

wir haben großes Glück, denn unser kleines kleines Baby schläft fast immer durch. Nur ganz selten wird es nachts wach.
start learning
Çok şanslıyız çünkü küçük bebeğimiz neredeyse her zaman uyuyor. Geceleri çok nadiren uyanır.

Der Großvater liest seinen beiden kleinen Enkeln jeden Abend aus einem Buch vor
start learning
Büyükbaba her iki küçük torununa her akşam bir kitaptan (sesli) okur.

Diese Regel trifft nicht immer zu.
start learning
Bu kural her zaman doğru/isabetli değildir.

Das, was du sagst, trifft nicht zu.
start learning
Söylediklerin doğru (isabetli) değil.

warum gibst du nicht einfach zu, dass du einen Fehler gemacht hast? Das ist doch nicht so schlimm. Jeder macht mal Fehler
start learning
Neden sadece hata yaptığını itiraf etmiyorsun ki? Bu o kadar da kötü değil. Herkes hata yapar

der Anwalt ist sehr beschäftigt, er liest gerade die Akten durch.
start learning
Avukat çok meşgul, o dosyaları baştan sona okuyor.

Morgen habe ich eine wichtige Prüfung. Deshalb muss ich zum letzten Mal alles durchlesen
start learning
Yarın önemli bir sınavım var. Bu yüzden son kez her şeyi baştan sona okumak zorundayım.

Er kennt sich mit Pferden aus.
start learning
Atları çok iyi biliyor /atlardan çok iyi anlıyor

Ich hatte ihn bis dahin nicht gesehen.
start learning
O zamana kadar (o ana dek) onu görmemiştim.

Es fängt an, zu regnen. Nimm deinen Regenschirm
start learning
Yağmur yağmaya başlıyor. Şemsiyeni al

Es wird dunkel. Sei vorsichtig! Pass auf dich auf!
start learning
Hava kararıyor. Dikkatli ol! Kendine iyi bak!

Es fing an, zu donnern und blitzen.
start learning
Gök gürlemeye, şimşek çakmaya başladı

Es klopft, es duftet, es stinkt, es pfeift.
start learning
kapı vuruluyor, güzel kokuyor, kötü kokuyor, ıslık çalıyor (vızıldıyor)

Es klopft jemand an die Tür. Es klingelt jemand an der Tür.
start learning
Birisi kapıya vuruyor. Birisi kapı zilini çalıyor.

Er wird sich morgen beim Arbeitsamt erkundigen.
start learning
Yarın İş Bulma Kurumu'ndan malumat alacak

Du solltest dich im Urlaub richtig erholen.
start learning
Tatilde (tam, doğru dürüst, bayağı, iyice, sıkı, sağlam, çok iyi) dinlenmelisin.

Du wirst dich erkälten.
start learning
üşüteceksin

Ich sehne mich nach meiner Familie.
start learning
aile özlemi (hasreti) çekiyorum

Ich muss mich das Thema bei der Personalabteilung genau erkundigen
start learning
İnsan Kaynakları Departmanından bu konu hakkında tam bilgi edinmem (malumat almam) gerekiyor

Du musst dich etwas gedulden aber ich muss mich beeilen.
start learning
Sen biraz sabretmelisin ama ben acele etmeliyim.

Ich schäme mich, Ihnen das zu sagen.
start learning
Bunu size söylemekten utanıyorum.

Mein Sohn schämt sich, mit Fremden zu sprechen, weil er einen schüchtern Junge ist
start learning
Oğlum utangaç bir çocuk olduğu için yabancılarla konuşmaktan utanıyor


You must sign in to write a comment