1000 Verben 1

 0    99 flashcards    Thomas49
download mp3 print play test yourself
 
Question
Answer

Es hängt von dir ab, was wir machen.
start learning
ne yapacağımız sana bağlı

Ich habe mich bei der Internetseite abgemeldet.
start learning
Web sitesinden çıkış yaptım.

Er hat sich vom Deutschkurs abgemeldet.
start learning
Almanca kursu üyeliğini iptal etti.

Wir schließen einen Vertrag mit dem Käufer ab.
start learning
Alıcı ile bir sözleşme yapıyoruz / bitiriyoruz / tamamlıyoruz.

Man sollte den Vertrag genau durchlesen, bevor man ihn abschließt.
start learning
Bir sözleşme sonuçlandırılmadan önce tam (dikkatlice, baştan sona) okunmalıdır.

Kinder! Schließt bitte die Außentür ab, wenn ihr geht.
start learning
Çocuklar! Lütfen çıkarken dış kapıyı kilitleyin.

Vor einem Jahr habe ich den Sprachkurs erfolgreich abgeschlossen
start learning
Bir yıl önce, dil kursunu başarıyla tamamladım

Sie hatten sich offenbar miteinander abgestimmt.
start learning
Görünüşe göre birbirleriyle mutabık olmuşlardı.

Ihr solltet euch besser abstimmen, damit nicht jeder einwendet.
start learning
Birinin itiraz etmemesi için oylama yapmalısınız

Sie müssen abstimmen, damit jemand nicht widerspricht.
start learning
Birinin itirazı olmasın diye oylama yapmalısınız

Wir haben abgestimmt, um den Klassenleiter zu wählen.
start learning
Sınıf liderini seçmek için oy verdik.

Wir haben über den Klassenleiter abgestimmt.
start learning
Sınıf başkanına oy verdik.

Er stimmte mir nicht zu.
start learning
Benimle aynı fikirde değildi (beni onaylamadı).

Achte besser auf deine Gesundheit!
start learning
Sağlığına daha iyi bak!

Achte immer auf die Regeln!
start learning
Her zaman kurallara dikkat et (uy)!

Meine Kinder amüsieren sich über diesen Film.
start learning
Çocuklarım bu filmle eğleniyorlar.

Wir haben uns amüsiert.
start learning
İyi vakit geçirdik / çok keyif aldık

Ich kann nicht sagen, dass wir uns über den Kurs amüsieren.
start learning
Kurstan/dersten zevk/keyif aldığımızı söyleyemem.

Ich biete dir mein Auto zum Kauf an.
start learning
Sana arabamı (satmak için) teklif ediyorum.

Sie bot sich an, ihm zu helfen
start learning
Ona yardım etmeyi teklif etti

Ich könnte dir einen Kaffee anbieten, aber leider...
start learning
Sana bir kahve teklif edebilirim, ama maalesef...

Ich möchte dir einen Kaffee anbieten.
start learning
Sana bir kahve teklif etmek istiyorum.

ich würde gerne dir einen Kaffee anbieten.
start learning
Sana bir kahve teklif etmek istiyorum.

Der Supermarkt bot heute besonders günstig Obst an.
start learning
Süpermarket bugün özellikle ucuz meyve sundu.

Die Prüfung auch ändert nichts an deiner Situation.
start learning
Sınav da durumunuzu değiştirmez.

Wir änderten den Plan
start learning
Planı değiştirdik

Der Name ist mir im Augenblick entfallen.
start learning
İsim şu an için aklımda yok /aklımdan çıkmış.

Der Kugelschreiber ist ihm entfallen.
start learning
Onun payına kalem düştü.

Die Einzelheiten waren ihm entfallen.
start learning
Detaylar aklında yoktu (aklından çıkmıştı)

in der Regel entfällt die Vorschrift in diesen Sätze
start learning
Kural olarak, bu cümlelerde kural ihmal edilir

niemand hatte ihn gewarnt. Er war nicht gewarnt worden
start learning
kimse onu uyarmadı. O uyarılmamıştı

Den Regeln wusste ich nicht, bisher war ich von niemandem gewarnt worden.
start learning
Kuralları bilmiyordum, şimdiye kadar kimse beni uyarmamıştı/ikaz etmemişti.

leider fand niemand eine Lösung. Leider wurde keine Lösung gefunden.
start learning
Ne yazık ki hiç kimse bir çözüm bulmadı. Ne yazık ki hiç bir çözüm bulunamadı.

Mann verschob den Termin. Der Termin wurde verschoben
start learning
Adam randevuyu erteledi. Randevu ertelendi

Cola enthält viel Zucker und Wein enthält etwa 10% Alkohol
start learning
Kola çok şeker içerir ve içki yaklaşık% 10 alkol içerir

Dieses Buch enthält viele Themen
start learning
Bu kitap bir çok konu içeriyor

Die mündliche Prüfungen enthalten viel verschiedene Themen
start learning
Sözlü sınavlar birçok farklı/çeşitli konular içeriyor

Ich ängstige mich um meinen Sohn.
start learning
Oğlum için endişeleniyorum.

jetzt kommt alles auf dich an!
start learning
şimdi her şey sana bağlı!

Ich habe mich schon für den Medizinkurs angemeldet.
start learning
Ben zaten tıbbi kurs için kaydoldum.

Es kommt auf das Wetter an!
start learning
Hava durumuna bağlı!

Es kommt auf deine Gesundheit an!
start learning
Sağlığına bağlı!

Es kommt auf mein Vergnügen an!
start learning
Benim keyfime bağlı!

Ich wünsche dir viel Vergnügen bei der Party!
start learning
Partide bol eğlenceler dilerim!

Es ist ein Vergnügen, den Kindern beim Spielen zuzusehen.
start learning
Çocukları oyun oynarken izlemek bir zevk.

er sieht mich als seinen Freund an.
start learning
Beni arkadaşı olarak görüyor.

Wir sehen uns den Büchern an.
start learning
Kitaplara bakarız/göz atarız.

Er sieht dich als seiner Feinde an.
start learning
Sana düşman olarak bakıyor. / seni düşman olarak görüyor

Wir möchten Sie gern als Fahrer anstellen.
start learning
sizi burada şoför olarak işe almak/koymak istiyoruz

Er war bei einer Tochterfirma angestellt.
start learning
Bir yan kuruluş tarafından istihdam edildi.

Antworte bitte auf meine Frage!
start learning
Lütfen soruma cevap ver!

Er konnte auf meine Frage nicht beantworten.
start learning
Soruma cevap veremedi.

Sie appellieren an die Regierung, möglichst schnell zu handeln
start learning
Hükümeti mümkün olan en kısa zamanda harekete geçmeye çağırıyorlar.

über wen ärgerst du dich denn so? Ich ärgere mich über meinen Sohn
start learning
Kime bu kadar kızgınsın? Oğluma kızgınım/sinirlendim

Tom fordert Anna zum Tanz auf.
start learning
Tom, Anna'dan dans etmesini istiyor / talep ediyor.

Darf ich Sie zur nächste Versammlung auffordern?
start learning
Seni bir sonraki toplantıya davet edebilir miyim?

Hört jetzt mit der Streiterei auf!
start learning
Şimdi kavgayı bırakın!

Bitte kläre mich darüber auf, was hier geschieht.
start learning
Lütfen burada neler olduğunu bana açıklayın / Biri beni aydınlatabilir mi, burada neler oldu?

Die Polizei konnte den Tathergang rekonstruieren und den Fall aufklären.
start learning
Polis, suç mahallini yeniden oluşturdu ve davayı açıklığa kavuşturdu / aydınlattı.

Maria passt auf ihren kleinen Bruder auf.
start learning
Maria küçük kardeşi ile ilgileniyor. / küçük kardeşine bakıyor

Die Zeitungen berichten über schwere Kämpfe.
start learning
Gazeteler ağır çatışmalar bildiriyor.

Warum hast du mir von deiner Reise nichts berichtet?
start learning
Neden bana gezinden hiç bahsetmedin/bildirmedin?

Ich werde Ihnen die Ergebnisse dieser Studie berichten.
start learning
Size bu çalışmanın sonuçlarını size rapor edeceğim / bildireceğim

Ich beschäftige mich mit dem Computer.
start learning
Bilgisayarla uğraşıyorum.

Frau Merkel hat ihn zum Minister berufen.
start learning
Bayan Merkel, onu Bakan olarak atadı.

Die Universität berief ihn als Professor.
start learning
Üniversite onu profesör olarak atadı.

Ich wurde als Arzt in die Stadt berufen.
start learning
Şehre doktor olarak atandım / çağrıldım.

Ich beschränke mich auf ein Glas Tee pro Tag.
start learning
Kendimi günde bir bardak çay ile sınırlandırıyorum.

Ich werde mich auf einige Bemerkungen beschränken.
start learning
Kendimi birkaç sözle sınırlayacağım.

Dieses Thema kann nicht auf einige Sätze beschränkt werden
start learning
bu konu birkaç cümle ile sınırlanamaz

Sein Einfluss beschränkt sich nicht auf die Literatur.
start learning
Onun etkisi edebiyatla sınırlı değildir.

Ich beteilige mich an den Vorbereitungen für das Fest.
start learning
Festivalin hazırlıklarına katılıyorum/iştirak ediyorum.

Ich bitte dich um Geduld.
start learning
Sabırlı olmanı rica ediyorum.

Sie beurteilt die Leute nach ihrer Kleidung.
start learning
insanları kıyafetlerine göre yargılar hüküm verir (ön yargı, peşin hüküm)

Bitte beurteilen Sie sich nicht nach meiner Kleidung.
start learning
Lütfen kıyafetlerime bakarak benim hakkımda peşin hüküm vermeyin

Der Richter hat den Dieb nicht beurteilt.
start learning
Hakim hırsızı yargılamadı.

ich bleibe bei meiner Entscheidung
start learning
Kararımda kalacağım

Alles dient zu einem Zweck.
start learning
Her şey bir amaç için hizmet eder.

Du solltest zu einem Zweck dienen.
start learning
Bir amaca hizmet etmelisin.

Ich diskutiere mit ihm über dieses Thema.
start learning
Onunla bu konu üzerinde tartışıyorum

Er droht mir mit Konsequenzen.
start learning
Beni sonuçlarla tehdit ediyor / göz dağı veriyor

Der Täter drohte dem Bankangestellten mit einer Waffe.
start learning
Fail, banka çalışanını silahla tehdit etti.

Die ganze Diskussion drehte sich um diese Frage.
start learning
Bütün tartışma bu sorunun etrafında döndü

Immer dreht sich alles nur um dich!
start learning
Her şey her zaman seninle ilgili! / her şey hep senin etrafında dönüyor

alles dreht sich immer nur um Geld
start learning
Her şey hep parayla ilgili / Herşey paran etrafında dönüyor

Es duftete überall nach frischem Brot.
start learning
Her yerde taze ekmek kokusu vardı.

Es duftete im Weltkrieg überall nach Tod.
start learning
Dünya savaşında her yerde ölüm kokusu vardı.

Die Menschen in der Türkei dürsten schon lange nach mehr Gerechtigkeit.
start learning
Türkiye halkı uzun zamandır adalete susuyor (iştiyakı var)

Ich eigne mich für diese Arbeit.
start learning
Bu iş için uygunum.

ich eigne mich zu dieser Arbeit
start learning
Bu iş için uygunum

Tom eignet sich nicht für diesen Job
start learning
Tom bu işe uygun değil

Dieses Kleid eignet sich nicht für dich.
start learning
Bu elbise senin için (sana) uygun değil.

ich eignete mich eigentlich nicht für diesen Bereich.
start learning
Bu alan için gerçekten uygun değildim.

Du eignest dich nicht für deinen Mann
start learning
Kocan için uygun değilsin

Könnt ihr euch denn nicht wenigstens auf einem Thema einigen?
start learning
En azından bir konu üzerinde uzlaşamaz mısınız? / hemfikir olamaz mısınız?

Du musst dich mit deiner Kollegin einigen.
start learning
Meslektaşınla uzlaşmalısın.

Die Regierung einigte sich auf einen Kompromiss.
start learning
hükümet tartışmalı bir konu üzerinde uzlaştı

Ich schreite gegen diese Ungerechtigkeiten ein.
start learning
Bu adaletsizliğe karşı harekete geçiyorum

Als die Situation eskalierte, schritt die Polizei ein.
start learning
Durum tırmanırken, polis müdahale etti / harekete geçti.


You must sign in to write a comment