Romanian Turkish Dictionary

limba română - Türkçe

ură in Turkish:

1. nefret nefret


Çoğu çocuk okuldan nefret eder.
Aşık olmak sevmekle aynı değildir. Bir bayana aşık olabilirsin ve hâlâ ondan nefret edebilirsin.
Artık "Tom" adından nefret ediyorum.
O, ona bir kazak satın aldı, ama o renginden nefret etti.
Tebeşirden nefret ederim. Elinde toz bırakır.
Alain'i annesi bile her zaman korudu fakat şımarık küçük çocuk, kitapta derin bir nefret uyandıran ve kendini beğenmiş bir kişiye dönüşür.
Erkek kardeşler birbirlerinden nefret ediyorlar.
Bazıları tartışmaktan nefret ederler.
Neden bu kadar çok nefret?
Ondan nefret etmemin nedeni bu.
Bu sözlerden nefret ederim.
Sözde "30 günlük" dil kurslarından nefret ediyorum.
Kocasından nefret etti.
Risk almaktan nefret ederim.
Sema vergilerden nefret ediyor.