English Turkish Dictionary

English - Türkçe

he in Turkish:

1. o


O yaşamamalı.
Ona özür dilemek için Susan'ı aradım fakat o, telefonu yüzüme kapadı.
Sağlığı hakkında dikkatli olduğundan dolayı o nadiren hastalanır.
Windows ile eklentilere sahip olmak zorundasın,yoksa o dosyalarını okumaz.
O, atmosferdeki karbon dioksit miktarlarının artmasından dolayı Dünyanın ısınmasını tanımlamak için kullanılan bir terimdir.
Eğer o doğruysa mahvoldum demektir.
O İngilizce mi, Fransızca mı yoksa Almanca mı konuşuyor?
Alain, Camilla ile evlenmeye karar verdi çünkü o ailesinin ve zamanının kurallarıyla daha uygun ve tutarlıcaydı.
Konuşması o kadar uzun zaman sürdü ki bazı insanlar uyumaya başladı.
O, ona bir araba aldı, ama onun bir sürücü ehliyeti yoktu bu yüzden o onu hiçbir yere süremedi.
Ben o konuda zorunlu olarak seninle aynı fikirde olamam.
İşini bitirdikten birkaç dakika sonra, o yatmaya gitti.
Geriye dönüp bakıldığında, belki de o fotoğrafı benim bloğa koymamalıydım.
Öğretmenimiz ayrıca düğününün diğer insanlarınki ile aynı olmayacağını söyledi;biz nasıl farklı olacağını sorduk fakat o söylemedi.
O önümüzdeki şubat ayında on yedi yaşına basacak.